"Yalnız mıyım ? Evet.. Dibine kadar hemde.
İnsan yalnızlıgı özleyebılır. Ama yaşam biçimi olacagı belli olur olmaz bir telaş sarar insanı.
Yalnızlık; uyumak gibi, sahilde dolaşmak gibi,akşamları sevdigi diziyi izlemek, haftada bir dost yüzü gormek gibi...
Yalnızlık dönem dönem vuran bir ihtiyaç. Ama uzun, ama kısa.. Yalnızlık, degeri bilinemeyen bir sessizlik hali.."
Derin Yalnızlık Hali
Oyunun Hayatı
“Hayat, asla
sahnelenemeyecek bir oyunun sonsuz tekrarından ibaret..”
Oyun diyoruz ya ortamlar da hayat için. Evet
hayat gerçekten bir oyun. Niteliğini belirlemek lazım değil. Ama bir oyun işte.
Belki kafa karıştıran bir satranç, rakibe peşinen yenik başlanmış, belki eş
zamanlı bir bilgisayar oyunu,kontrolu bizde olmayan.
Zaman zaman sıkıldığımız, ama
bırakamadığımız, kimi zamanda büyük zevk aldığımız... Oyundan sıkıldığımız
anların toplamı zevk aldığımız anlardan fazla ise katlanılabilirliğini
yitiriyor yavaş yavaş. Çokta basit olmayan bu oyun bütünü ile bir ızdıraba dönüşüveriyor.
En başından oyunun- doğrudan veya dolaylı-bütün katılımcıları için belirlenmiş
kurallar. Kurallara uyulmadığında ekarte edildiğimiz bir “döngü”.
Hırslarımızın,arzularımızın,başarı isteğimizin yönettiği bir oyun.
Her can yitirişimizde baştan başlarız
hırsla, hevesle. Basamak basamak seviye atlarız,sona ulaşmak için geçen sürecin
en iyisini yaşamak adına.
Kimilerimiz de bu oyuna sadık kalır.
Mücadeleyi bırakmak değildir bu, her kuralına,her getirisine-götürüsüne sadık
kalmaktır..
Sadakatle sarıldık hayata...
Bir buğu
...Puslu gibi durur, yanılsamadır sanki. Yaratan bir nefestir onu kimi zaman, kimi zamansa soğukta varolur. Biraz sıcağı görünce ıslanır, yokoluşuna ağlar sanki.. Hüznün nefes alışı gibi.. Hüzün gibi... Kimsenin içini ferahlatmaz bir buğu. Kurulamamış cümleler gibi çöker insanın böğrüne. Sanki oracıkta biri ölüvermiştir ve ölümün soğuklugu’nun alıp verdiği nefes var etmiştir O’nu.. Öylesine derin bir hüzün barındırır içinde.. Halbuki yok’oluşu ne de kolaydır. Bir el, bir bez darbesiyle yitiverir. İçine hapsettiği içli,bakıldığında çıkarımsanabılecek bir dolu anlamdan bi’haberdir kimi bakan.. O an orada oldugunu bile bilemeyebilir birileri.
Aslında bir buğu O... Pus gibi, yok gibi.. Belki ben, belki sen gibi..
Herkes herşey bir buğu belki de.. Gördüğünde var, göremediğinde yok sayılan..
Acı Tozu
Milim milim kayar hayat ömür denen yoldan...
